3 Nisan 2017 Pazartesi

KIZIL AĞAÇ

   

   Topu topu on altı cümleden oluşan bir kitap okudum: Çarpıldım. Hah işte, tam da benim hissettiklerim dedirtti.  “Bazen gün doğar ve hiç umut getirmez beraberinde ve gitgide kötüleşir her şey,” diye başlıyor kitap. “Dünya sağır bir makinedir artık, ne his vardır içinde, ne de mantık.”, “…kaçınılmaz gibi görünür korkunç akıbetler.” gibi cümlelerle devam edip gidiyor. Öyle günler vardır, bilirsiniz. Dünyanın bütün dertleri sizin üzerinizdedir. Güne başlamak zor gelir. “Daha kötü ne olabilir?” dersiniz, bir bir yaşarsınız. İçiniz kararsa da, her şey üstünüze gelse de devam edersiniz. Türlü ruh hallerine bürünürsünüz tüm gün. Bir duygudan diğerine savrulur durursunuz. Bilirsiniz umut orada bir yerlerdedir. Kimse engel olamaz minicik bir tohumun kocaman bir ağaç olmasına.


Shaun Tan’ın yazdığı  “Kızıl Ağaç” bir öykünün yardımcı resimlerle anlatıldığı bir kitap değil. “Kızıl Ağaç”, yardımcı kısa cümlelerin de yer aldığı bir resimli kitap. Kitapta bir dil kullanılıyor ama bu, sözcüklerden değil, boyalardan, çizgilerden, desenlerden oluşan bir dil.  Bu kitabın bir çocuk kitabı olup olmadığına dair tartışmalar yapılıyor. Ben çocukların bir fanusun içinde yetiştirilmesine karşı çıkanlardanım. Onların çevrelerinde olup biten her şeyin farkında olduklarını düşünüyorum. Çocuklarınız varsa, neler olup bittiğini, ne hissettiğinizi anlatamıyorsanız, bu kitabı okuyun onlara. Umuda ihtiyacınız varsa, kötü günlerin geride kalmayacağına inanmaya başladıysanız, her sabah daha kötüsünü bekleyerek uyanıyorsanız bu kitabı kendiniz için alın.

Hepimizin güzel günlerin geleceğine inanmaya ihtiyacı var.  Umut, hepimizin içinde bir yerlerde yeniden filizlenmeyi bekliyor:


      “Tam da hayal ettiğin gibi…”