Topu topu on altı cümleden oluşan bir kitap okudum:
Çarpıldım. Hah işte, tam da benim hissettiklerim dedirtti. “Bazen gün doğar ve hiç umut getirmez
beraberinde ve gitgide kötüleşir her şey,” diye başlıyor kitap. “Dünya
sağır bir makinedir artık, ne his vardır içinde, ne de mantık.”, “…kaçınılmaz
gibi görünür korkunç akıbetler.” gibi cümlelerle devam edip gidiyor. Öyle
günler vardır, bilirsiniz. Dünyanın bütün dertleri sizin üzerinizdedir. Güne
başlamak zor gelir. “Daha kötü ne olabilir?” dersiniz, bir bir yaşarsınız. İçiniz
kararsa da, her şey üstünüze gelse de devam edersiniz. Türlü ruh hallerine
bürünürsünüz tüm gün. Bir duygudan diğerine savrulur durursunuz. Bilirsiniz
umut orada bir yerlerdedir. Kimse engel olamaz minicik bir tohumun kocaman bir
ağaç olmasına.
Shaun Tan’ın yazdığı “Kızıl Ağaç” bir öykünün yardımcı resimlerle
anlatıldığı bir kitap değil. “Kızıl Ağaç”, yardımcı kısa cümlelerin de yer
aldığı bir resimli kitap. Kitapta bir dil kullanılıyor ama bu, sözcüklerden
değil, boyalardan, çizgilerden, desenlerden oluşan bir dil. Bu kitabın bir çocuk kitabı olup olmadığına
dair tartışmalar yapılıyor. Ben çocukların bir fanusun içinde yetiştirilmesine
karşı çıkanlardanım. Onların çevrelerinde olup biten her şeyin farkında
olduklarını düşünüyorum. Çocuklarınız varsa, neler olup bittiğini, ne
hissettiğinizi anlatamıyorsanız, bu kitabı okuyun onlara. Umuda ihtiyacınız
varsa, kötü günlerin geride kalmayacağına inanmaya başladıysanız, her sabah
daha kötüsünü bekleyerek uyanıyorsanız bu kitabı kendiniz için alın.
Hepimizin güzel
günlerin geleceğine inanmaya ihtiyacı var. Umut, hepimizin içinde bir yerlerde yeniden
filizlenmeyi bekliyor:
“Tam da hayal
ettiğin gibi…”


