19 Şubat 2017 Pazar

SATILAN GÜLÜŞ

Düşünsenize gülüşünüz artık size ait değil. Her gülmeye çalıştığınızda yüzünüzdeki kaslar tuhaf biçimde kasılıyor ve korkunç bir görüntü ortaya çıkıyor. Ve siz daha bir çocuksunuz…


Kendime koşuşturmacasız, kedili, sakin bir pazar günü ayırdım ve okuma listemde yer alan James Krüss’ün “Satılan Gülüş” romanını okudum bugün.  Romanın kahramanı küçük bir çocuk. Adı Timm. Timm üvey annesi, üvey kardeşi ve babasıyla yoksul bir hayat sürmektedir.  Timm’in muhteşem bir gülüşü vardır ancak babasıyla geçirdiği zamanlar hariç mutsuzdur, kahkahası pek duyulmaz. Başına düşen bir kereste nedeniyle babasını kaybeder.  Bundan sonra mutlu olduğu zamanları hatırlamak için pazar günleri soluğu babasıyla gittiği hipodromda alır. Bir gün orada tanıştığı Bay Sibli, ona tuhaf bir anlaşma önerir: Tüm bahisleri kazanması karşılığında gülüşünü ona satması. Timm bu anlaşmayı düşünmeden kabul eder. Ancak olaylar onun umduğu gibi gelişmez. Romanın bundan sonrası Timm’in gülüşünü geri alma çabasını içerir. Ne mutlu ki Timm mücadelesinde yalnız değildir. Ona destek olan en az Timm kadar sevdiğim arkadaşları vardır: Güçlü dümenci Jonny, mücadeleci Bay Rickert, zeki ve gizemli Kreschimir.

Roman çok sürükleyici.  Aynı zamanda da çok sarsıcı. Bir süredir içinde bulunduğum durumu tokat gibi yüzüme çarptı. Ben bu sene hayatta kalabilmek için nelerden vazgeçtim? Nasıl bir anlaşma yaptım? Enerjimi, tecrübemi, zamanımı satmış gibi hissediyorum kendimi. “Geçecek bu günler!” diye avunmaya çalışıyorum ama artık zorlanıyorum. Romanı okurken kendi kendime sordum durdum: “Çözüm ne? Bu kadar gözümün önünde olan ama benim göremediğim şey ne?”.

Uzun lafın kısası gülmek özgürlüktür! Gülemeyen insan mutlu olamaz. Gülünüz, enerjinizi ve gülüşünüzü elinizden alan şeylerden uzak durunuz!