10 Aralık 2018 Pazartesi

BU KİTAPTA ÖĞRETMEN VAR

Çalıştığım okulun kurucusu, şimdiki Milli Eğitim Bakanımızın sıklıkla vurguladığı bir konu vardı: Eğitim fakültelerinin ortak tanımlarının olmaması. "İnsan", "başarı", "öğretmen", "öğrenci" ne demek? Ortak tanımlarda buluşmak önemli. Ama zor. Ortak aklı devreye sokmak, uzlaşmak kolay değil. 

Kendimce tanımlarım var elbette. Daha doğrusu tanımdan ziyade bence bir kavramda olması gereken özellikler var. Bir arkadaşımın önerisiyle okuduğum bir kitabı bu bağlamda tanıtmak istedim. Kitabın adı "Bu Kitapta Öğretmen Var". Yazarları Susanna Mattiangeli, Chira Carrer. Öğretmen nedir, ne değildir üzerine kurgulanmış bir kitap bu kitap. Kitapta hem tek bir öğretmenin özellikleri hem de birden fazla öğretmenin özellikleri vurgulanmış. 



Öğretmenseniz ya da eğitime kafa yoran biriyseniz kitabın sizi etkilememesi mümkün değil bana göre. Beni en çok etkileyen, gözlerimin dolmasına neden olan iki alıntıyı paylaşmak istiyorum.

"Öğretmenin içinde sayılar, şemalar, nehirler, dağlar, saat, beş duyu ve daha neler neler vardır. Hepsi de sonunda çocukların içine sızar, iyice yerleşir."

"Bir öğretmen kızınca her şey durur. Artık toplama yapılmaz, hiçbir şeyi bölmek mümkün olmaz. Irmaklar akmaya devam etmez, ilkel insan mızrağıyla öylece kalır."


Bir öğretmenin içinde güzellikler varsa, derdi daha iyi öğretmek, daha çok paylaşmaksa ne mutlu. Peki ya içinde kötülük varsa? Onlar da yerleşir mi sahi iyice çocukların içlerine? Kötü sözler, aşağılamalar? Ya o çocukların içinde kök salarsa, kendileri olmaya engel olursa, "başardım" hissinin yerine "hiçbir işe yaramazın tekiyim" dallanır budaklanırsa içlerinde? O zaman başka bir öğretmen silebilir mi bu izleri? 

Ya da bir öğretmen hep kızgınsa, etrafa ateş saçıyorsa? O zaman ne yapmalı?
Hep iyi ruhlarla karşılaşmamız dileğiyle...