5 Mayıs 2019 Pazar

AĞUSTOS BÖCEĞİ

Hayatta kalabilmek için zamanımızı ve tecrübemizi belirli bir ücret karşılığında işverenlerimize veriyoruz. Ancak gittikçe acımasızlaşan şartlar hep bunlardan daha fazlasını talep ediyor. Bir süre sonra çalışma hayatının birer esirine dönüşüyoruz. İşte bu yaşadığımız tükenmişlik, kaybolmuşluk ve sıkışmışlık hislerini plaza çalışanına dönüştürdüğü ağustos böceği metaforuyla anlatıyor Shaun Tan “Ağustos Böceği” isimli kitabında. 

İş dünyasının acımasızlığına dem vuran Shaun Tan, insanın yeteneklerini takdir etmeyen, gelişmesi yönünde onu teşvik etmeyen, herkesi tek tipleştiren işveren politikalarını eleştiriyor.
Ağustos böceği, tam 17 yıl yüksek bir binada veri giriş memuru olarak çalışmış. Çalıştığı yıllar boyunca ne bir gün işe gecikmiş ne de hastalık izni almış. Tüm bu yıllar boyunca ofisteki insan-çalışanların zorbalıklarına, kötü davranışlarına maruz kalmış, onların yapamadıkları işlere koşturmuş, hatta başkalarının yapması gereken ama yapmadıkları işleri bile yapmış. Sürekli çalışıp didinmiş ancak hiçbir zaman hak ettiği takdiri, övgüyü alamamış. Tam aksine aşağılanmak, itilip kakılmak ve mobbinge uğramak dışında bir şey görememiş. Nihayet emekli olma zamanı gelmiş. Geride ne bir evi ne de birikmiş parası olan Ağustosböceği şimdi ne yapacak?

Bu kitap şahane çizimlerin, kısa cümlelerin, çokça sessizliklerin olduğu bir kitap. Shaun Tan çocuk kitabı yazmıyor bence. Bu bir çocuk kitabının çok ötesinde, çok sarsıcı, insanın kendi hayatını sorgulamasını sağlayan bir kitap. 
Sahi asıl ihtiyacımız olan şey nedir? Hayatta kalmak için temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek mi sadece? Bu yüzden mi katlanıyoruz onca haksızlığa? Peki benliğimizde, ruhumuzda açılan yaralara ne olacak? Bu şartlarda nasıl onaracağız onları? Başka türlüsü mümkün mü acaba? “İş”i gerçekten keyif aldığın, üretmenin hazzını yaşadığın bir yere dönüştürebilmek, bir iken çok, çok iken bir olabileceğini anlamak, farklılıklarla zenginleşebileceğinin ayırdına varmak mümkün mü? Bence adil bir ortam yaratmak, bir bütünün parçası olduğunu fark etmek/ettirmek çok zor değil... Yeter ki niyet olsun. Umut hep var :)